Kategoriler
Kişisel

Kendi gücünüzü hatırlayın!

Herkese merhaba. Sevgililer, dün akşam televizyon seyredene kadar inanın o kadar iyiydim ki.. Enerjim ve frekansım öyle yüksekti ki.. Bütün kanallarda farklı kişiler aynı konulardan bahsediyor. Tekrar tekrar aynı şeyler konuşuluyor. Bir bilgiyi aldık, tamam anladık, yok kurtulamıyorsun. Diğerinde “bir de şu açıdan bakalım”. İçi boş bir kısım sorulara bilim insanlarının bulmaya çalıştıkları makul cevaplar da cabası..

Kendinize bunu yapmayın! Bütün hastalıkların kaynağı korku idi, kaygı idi, stresti hatırladınız mı? Şu anda insanlara hastalıktan önce korku bulaşıyor. Tamam tehlikeli bir durumun içinden geçtiğimizi kabul ediyorum. Ama hayatta tehlikeler her zaman vardı. Bedenin ölümlü olduğu zaten bildiğimiz bir gerçek. Ve bunda bir sorun yok.. Ölümlü olmakta bir sorun yok sevgililer, bu bizim gerçeğimiz. Aynı doğumda bir sorun olmadığı gibi.. (Eğer korkunun sizi yönetmesine izin vermezseniz onda da bir sorun yok. Ama çoğunluk kendini kaptırmış, kaderini korkuya teslim etmiş görünüyor. Şöyle düşünün trafikte araba ile giderken gerektiğinde frene basma hareketi kaza yapma korkusundan gelir. Bu yerindedir ve korku bizi korur. Ama bir sürücü sürekli korku ve panik halinde, trafik ile sakince akmak yerine etrafından geçen her araçtan ve akıştan korksa, güvende olmak için sürekli frene bassa trafik neye döner? Dahası kısa sürede bir trafik kazasına karışacağı ve kendisi kadar diğerleri için de tehlike yaratacağı kaçınılmaz değil mi? Sonra kaza yüzünden arkada sıkışan trafik ve etkilenen yüzlerde aracı düşünün..  İşte korku siz yönetmeye başladığında olan bu)

Aynı trafikte kaza olma ihtimali gibi sevdiklerimize bir zarar gelme ihtimali her zaman can sıkıcı idi ve  fakat gerçekti. Vardı zaten yeni bir şey değil. Sadece kimse farkında değildi. Hayatın doğal akışının işe gidip, para kazanıp, kendimizi risklere karşı sigortalatıp, robot gibi yaşamak olmadığının sadece farkında değildik. Körlüğümüzün yol açtığı doğal tahribatların farkında değildik. Şu anda fark ediyoruz. Ne olur bu dönemi anlayış kazanmak için kullanabilsek? Bakın akşamları yüzlerce kişi canlı yayınlarda birleşip dua ediyor, meditasyon yapıyor, gelecek güzel günler için psikolojik bir yatırım yapıyor.  Hepimiz sevdiklerimizle daha fazla iletişim halindeyiz. Gençler yaşlılara daha fazla yardımcı olabilmek için ne yapabilirim diye düşünüyor. Sağlık çalışanları, temizlik işçileri, işlerine devam eden pek çok insan.. İşleri duran insanların panik olmak yerine sağduyulu kalıp yaşama güvenme zorunluluğu.. Bunlar çok büyük dönüşümler sevgililer, ama hiçbir TV kanalı bunlardan bahsetmiyor.. Hatırlayın, siz herkesten ve önünüze konan her türlü manipulatif bilgiden daha güçlüsünüz. Neye inanacağınızı seçebilirsiniz. Buna gücünüz var. Bir durum hakkındaki düşüncelerinizi değiştirebildiğinizde duygularınızın da değiştiğini fark edeceksiniz. Buna yeteneğiniz var.  Sadece bunu seçmeniz yeterli. İnternet ve pek çok kitap insan bedeninin kendini tedavi etme yeteneğini, beynin beden üzerindeki dönüştürücü etkisini anlatıyor. Bugüne kadar pek çok ölümcül hastalığı kendi beyin güçleri ile yenmiş sayısız insan var. Bir tanesi Louise L. Hay. “Düşünce Gücü ile Tedavi” kitabında anlatıyor. Okumanın tam zamanı! Netflix’de “Heal” isimli bir belgesel.. bunu konu alıyor. Evde vakit geçirmek, kendinle kalmak sizi bambaşka birine dönüştürebilir. Çıkın size rakamlarla, istatiksiksel olarak kaç kişinin öleceğini söyleyip duran yorumlardan. Çıkın bunlar sizin gerçeğiniz olmak zorunda değil! Bir yolu var sevgililer, kendi kendinize yetebilmenizin ve sağlığı, huzuru, bolluk ve bereketi yaratabilmenizin bir yolu var. TV karşısında korkudan titremek yerine, odağınıza bağışıklık sistemini güçlendiren şifalı bitkileri koyun. Gününüzü kendinize iyi gelecek olan ne varsa yapıp, daha da iyi olacağınızı kendi içinizde teyid ederek, inanarak geçirin. Hastalıktan ve ölümden korkan herkese kendi güçlerini hatırlatın. Yani gerçek sorun virüs değil sevgililer, gerçek sorun kendi gücünün farkında olmayan insanoğlu.. Odağınızı nereye yönlendirirseniz orası güçlenecek ve yaşama geçecek. Odağınızı başkalarının yönlendirmesine izin vermeyin. O zaman etraftaki güzellikleri çoğaltabilmek için güzelliklere odaklanmaya ne dersiniz? Sizin gün içinde sevgi yoğunluğundan ağlatabilecek o kadar çok şey oluyor ki.. Evet aynı anda.. Tüm bu felaket silsilesinin içinde harika şeyler oluyor. Çok küçük gibi ama etkisi çok büyük iyilik hareketleri.. Bakın, göreceksiniz. Ve duygulanıp gözleriniz dolduğunda izin verin taşsın. O anda sevgiye dönüşüyorsunuz. Bırakın kalbiniz yumuşasın. Dışarıdan gelen sesler yerine, biraz daha kalbinizin sesini dinleyin. Korku geldiğinde fark edin; o sadece gelecek hakkında bir fikirdir ve şu anda mevcut bir gerçeklik değildir. Hep bir ihtimaldir. O zaman sorun kendinize. Başka türlü düşünsem nasıl olurdu? Geleceğe değil tam şu ana odaklanırsam nelerim var? Çok şeyinizin olduğunu fark edeceksiniz.. Çünkü siz varsınız. Kendi gücünüz var! Derin bir nefes alın ve yaşam içinize aksın.. Haydi yapın bunu. Karamsarlık her geldiğinde derin bir nefes alın. Ve herşeyin yoluna gireceğine güvenin.. Kendi gücünüzü elinize alın!

Sevgiler, Yogini Hande

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir