Kategoriler
Kişisel

Tekerleğinden indirilen farenin özgürlüğünü kaybettiğini düşünmesi!

İnsanoğlu gerçekten ilginç ve gözlemlemeye değer bir varlık.. Öncelikle kafatasının içinde tüm bedeni kontrol etmeye yarayan bir organ var. En basit haliyle açıklamak gerekirse, bu organ, yani beyin, doğduğu günden itibaren nöronların birbirine sinir bağlantıları kurması ile neden sonuç ilişkileri yaratarak bir yaşam haritası oluşturur. Gelen bilgiyi bu harita ile algılar. Bilgi haritaya uygunsa huzur, değilse kaygı yaratır (Bu NLP bilgileri artık her kaynaktan ulaşılabilir durumda). Yani huzurlu ya da kaygılı olduğunuzu belirleyen şey “bilginin kendisi” değil, sizin yaşam (beyin) haritanızla ne kadar uyumlu olduğudur. Her insanın beyin haritası farklı olduğundan insanlar aynı durumlar kaşısında farklı şeyler hisseder ve tepki verirler. (Bunun farkında olmayan milyonlarca insan kendilerini mutsuz eden koşullar karşısında kendi beyin yapısı yerine bilginin kendisini ya da kaynağını yok etmek/değiştirmeye çalışmak gibi nafile bir çabaya girer) Tabi her araç gibi beynin gelen bilgi ile ilgili bu değerlendirmeyi yapabilmesi için “zihin” denilen bir işletim sistemi lazımdır. Zihin bireyselden kollektife doğru genişler ve toplumsal gerçekliğimizi yaratır. Peki zihni yöneten kimdir? İşte buna da “Bilinç” deniyor.  Esas zeka ve güç insan bilincinden gelir.  Yani beyni “bilgisayar”, zihni “işletim sistemi”, bilinci de bilgisayar başındaki “insana” benzetebiliriz.

Siz bir insana çocukken “hayat zordur” inancını aşılarsanız (yani işletim sistemine bunu kodlarsanız) artık bu çocuğun beyni yeni gelen neredeyse her bilgiyi bu çerçeve ile yorumlar. Her olayda hayat ona zor görünür, çünkü bilgi bu kodla deneyime dönüşmektedir. Yeni deneyim bu inançla yorumlanmaktadır. Hayatı zor olarak deneyimler. Stres seviyesi yüksek bir hayatı olacaktır.. Konfor alanı ya da alışkanlık dediğimiz şey de aslında birkaç tekrardan sonra beyin haritasındaki bir düşünce alışkanlığı (nöron bağlantısı) ve bunun getirdiği otomatik tekrar eden seçimlerden başka birşey değildir.. Çünkü her sabah kalkıp aynı işe gitmeyi seçen birinin hayatının değişmesini bekleyemeyiz değil mi? Ve aslında kafamıza silah dayayan biri olmadığından seçimlerimiz her zaman bizim kontrolümüzde olsa da içinde yaşadığımız sosyal sistem kontrolü eline geçirmeyi çoğunlukla başarmıştır.  Beyninizin, sizi öldürmesine rağmen sigara içmeyi tercih etmesinden tutunda, mutsuz olmanıza rağmen yapmak zorunda olduğunuza inandığınız herşey bir saksıya tohum ekilir gibi zihninize işlendi.  Ama insanoğlu kendi zihnini kontrol edenin kendi bilinci olduğunu unuttu. Bilinç seviyesini yükseltmek ve kendi beyni üzerindeki kontrolünü geliştirmek yerine yönetimi kendisi dışındaki güçlere bıraktı. Buna kararlarınız üzerinde etkisi olan herşeyi dahil edebilirsiniz. Komşular ne düşünür bakış açısından tutun da, medya, aile, arkadaşlar, reklam endüstrisi, siyasi kutuplaşmalar, ahlaki kurallar vs vs vs…

Şimdi geleyim zurnanın zırt dediği yere:) Karantina günlerinden önceki hayatınızı bir düşünün. Son 2 ayda dolabınızdaki kıyafetlerin ne kadarını kulandınız? Dolaptaki ayakkabıların kaç çiftini giydiniz? Her gün sabah erkenden yollara dökülmemekten dolayı günün kaç saatini kazandınız?  (Hem zaman hem enerji olarak?) Dolaptaki yiyeceklerin ne kadarını tüketebildiniz? Özellikle ramazan size bunu hatırlatmadı mı? Sofraya kaç çeşit yemek koyarsan ne kadar süslersen süsle, miden ufacık… ve bir çeşit yemek aslında doymak ve mutlu olup şükretmek için yetmedi mi?   Sevdiğini söylediğin insanlarla aynı evin içinde kalamamak aslında kurduğun ilişkilerin sevgi değil de bağımlılık olduğunu göstermedi mi? Kendi başınalığınızda kendi bilincinizin azıcık farkına varmak, evimizden çıktığımız anda, “al!,al!,al!”, “ye!,ye!,ye!”, “tüket!,tüket!,tüket!”, “harca!,harca!,harca!”, “kazan!,kazan!,kazan!”, “daha!,daha!,daha!” “beni seç!, beni seç!, beni seç!”, “öde!, öde!,öde!”, “kork, kork, kork” diye bağıran algı yöneticilerinden özgürleşmenizi sağlamadı mı?

Hayatı bir hamsterın tekerleğinde koşuyormuş gibi “hissetmeyenlere” sözüm yok. Ama büyük bir kesimin o tekerlekte koşmayı özgürlük sandığını gözlemleyebiliyorum.. Bilincinizin farkına varın… Size öğretilmiş ve başkalarının gerçeklerini yansıtan bilgilerle oluşmuş beyin haritanızı güncelleyin. Çünkü aynı “windows” gibi onu da güncellemezseniz hayatınızın bir yerinde mutlaka çöker ve format atmak daha zahmetli bir iştir…

Sevgiyle,

Yogini Hande:)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir