Kategoriler
Kişisel

Ramazan sizi de değiştirdi mi?

12 ayın sultanı diye boşuna dememişler.. Ben spiritüel biriyim, bütün dinlere, bütün peygamberlere ve kaynaktan geldiğini hissettim tüm mesajlara inanıyorum. Hepsinin sevgi üzerine kurulu, insan ruhunun tekamülü için verilmiş öğretiler olduğunu düşünüyorum. Buna inanmayı seçiyorum. Bu seneye kadar yoğun bir çalışma temposunun içindeydim ve düzenli yoga yapmama rağmen abur cubur alışkanlıklarımı kırmanın ötesinde bedenimin ihtiyacı olduğu şekilde beslenmeye pek kafa yormamıştım. Bu yılın başında gittiğim bir danışmanla beslenme alışkanlıklarım ile duygusal ihtiyaçlarım arasında nasıl büyük bir bağ olduğunu fark etmiştim (kendisi canım hocam İlker Gönülkırmaz, Kryno Sakral Terapi isimli bir terapi yapıyor). Tam da bu konu üzerine çalışmaya başlamışken korona günleri geldi ve üzerine Ramazan.. Ödül gibi oldu bana biraz yani..

Yolculuğumu hem fiziksel hem duygusal bedenimin daha da derinliklerine inmek üzere ilerletmeye karar verdim. Bu sene Ramazan’da ilk defa oruç tuttum. Sizi bilmem ama açlık hissetmek, aç kalıp da hayatın devam ettiğini deneyimlemek benim bedenimin yoksun kalma ve ölüm korkusu üzerinde müthiş olumlu etki sağladı. Eskiden 1 saat sonra acıkırım diye acıkmadan önce yemek yerdim. Bunda biraz geçmişte insülin direnci yaşamamın da etkisi var. 10 yıl önce doktor bana “asla açlık hissetmeyeceksin, 3 ana öğün arasında mutlaka ara öğün yiyeceksin” deyince açlık hissiyle gelen titreme ve halsizlik de yaşam kalitemi inanılmaz düşürdüğünden hep tok hissetmem gerektiği inancını geliştirmiştim. Böylece midem büyüdükçe büyüdü, iştahım açıldıkça açıldı. Senelerce ihtiyacım olmamasına rağmen bedenimi yiyeceklerle doldurup durdum. Bunun da adına sağlık dedim.. Oysa İlker Hoca beni şekersiz ve glutensiz hayata başlatınca esas sorunun aç hissetmek değil şeker denilen bağımlılığım (uyuşturucu bağımlılığından hiçbir farkı yok) olduğunu fark ettim. Şekerli besinler tüketmeyi bıraktığımda ilk 2 ay depresyona girdim. Sanki sevgilimden ayrılmışım gibi hayat siyah beyaz bir filme dönüştü. Herşeyin içi boş, herşey keyifsiz, zevksiz ve anlamsızdı. Ama 2-3 ay sonra hislerim değişmeye başladı. Enerjim yükseldi. Mutluluk seviyemin yediğim bir takım gıdalara bağlı olmaması fikri çok hoşuma gitmişti. Bu hayatta ne zaman nasıl hissedeceğime ben karar vermeliydim, bir paket çikolata ya da bir portakal değil.. 🙂 Dediğim gibi Ramazan üzerine ödül gibi oldu. Aslında bedenimin gün içinde bana “ver ver ver” diye krize girdiği anlarda ne kadar da gereksiz beslendiğimi ve asıl amacın o anda hayattan hissettiğim doyumsuzluğun yediğim yiyecelerin tadı ile bastırmaya çalıştığımı fark ettim. 1 ay boyunca çeşitli ruh hallerinden geçtim. Kimi günler bedenim isyan ederek içerde fırtınalar kopardı. Her şeye tahammülsüzlük hissi, hele ilk günler iftarda hazırladığım çeşit çeşit yemekler.. Sahurda patlayana kadar mideyi doldurmalar gün geçtikçe yerini fırtına sonrası sessizliğe, sakinliğe ve tuhaf bir teslimiyet haline bıraktı. Hatta enerjim yükseldi. Sahurda çok daha az yememe rağmen gün içinde yoga ve km’lerce yürüyüş yapabiliyordum. Sanki bedenimin içindeki boşluğa yaşam enerjisi dolmuştu. Ve bedenim midemin hazım için harcadığı enerjiyi daha eğlenceli aktivitelere yönlendirmişti. Boş mide ile yaptığım meditasyonlar çok daha derimdi. Yoga yaparken bedenim sanki açıldıkça açılıyordu. Yani enerji akıyordu.. Tabi aynı yemekler gibi geçmişten depoladığım duygularım da boşalıyordu. İç hesaplaşmaları da zamanla yerini mutabakat ve huzura bıraktı. İftarlarda yediğim tek çeşit yemek yeter de artar oldu. Kendi oburluğumla, kendi duygularımla, kendi alışkanlıklarım ve seçimlerimle uzuuuun uzun yüzleştim. Şimdi çok iyi anlıyorum Ramazan’ın kutsallığını ve arkasından gelen bayramın anlamını. Bu ay hakkını vererek ibadet eden bayramda aynı kişi olamaz bence.. Sevdikleri ile bir araya geldiğinde çok daha sevgi dolu, çok daha hayatla barışık birine dönüşmüştür. Bayram da neden küslük olmadığını da anladım. Kendisiyle barışan insan bir başkası ile nasıl küs kalabilir ki? Fani çekişmelerin ne önemi kalır ki? En eğlencelisi de bu oyunu ömür boyu oynayabilmemiz. Bu yıl pek de kafayı maneviyata veremediysek de önemi yok, ölene kadar vaktimiz var ki.. 🙂

Benim Ramazan deneyimin böyle. Sizinkiler nasıl? Eski alışkanlıklarınıza dönmek için can atıyor musunuz? Yoksa Ramazan sizi de benim gibi kendinizden geçirdi mi? Cevap ne olursa olsun.. Hepsi harika ve olması gerektiği gibi.. Bu dünyada görecek daha çoook günümüz, alınacak tekamül yolumuz var bence 🙂 Çok eğlenceli değil mi? 🙂

Sevgiyle,Yogini Hande

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir