Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler “3” Düşünceleri Seçebilmek…

 

Düşüncelerimi seçebilmek.. Sanırım yeni hedefim bu..

Neden bunu ileride varılacak bir hedef olarak düşünüyorsun? Hedef gelecekte olan birşeydir ve aslında kendine koyduğun bir sınırdır. Gelecekte aşılması gereken yeni bir sınır. Hedef koyarak aslında daha bugünden, yani “şimdide” koyduğun hedefi gerçekleştirmekten mahrum olduğunu, o kabiliyetin olmadığını onaylıyorsun, kendine bu mesajı veriyorsun ve gerçeğin bu oluyor. Hedefine vardığında bile hala gerçeğin bu oluyor farkında değilsin. Çünkü hedefe vardığında da yeni bir hedefe ihtiyacın oluyor (yeniden bir mahrumiyet hissi) ve bu döngü böyle sürüp gidiyor. Onun yerine şu anda gerçekleştirmek istediğin şeyin mümkünlüğünü zihnen kabul etmeli ve bunun coşku ve sevinç duygusunu yaşıyor olmalısın. Son dönemdeki öğretilerin neredeyse hepsi bunu anlatıyor. “Sen değiş, hayatın değişsin” “düşünce gücüyle tedavi” vs.. hepsinin altında aynı evrensel gerçekler yatıyor.

Sen ve ben neden ayrı ayrı kişilermiş gibi konuşuyoruz. Yani kendi iç sesimi bile bir başkası gibi algılamam biraz delice değil mi? 

Değil çünkü siz dualitede yaşıyorsunuz. Kendinizi bilmek ve tanımlamak için beyninizin siz olmayan bir referans noktasına ihtiyacı var. Zihin böyledir. Aslında içten içe ayrı olmadığımızı hissediyor ve sezgisel olarak biliyorsun. Ama beni tanımlamak için aramıza bir ayrılık, bir mesafe, bir “diğerilik” durumu koymak zorunda hissediyor beynin. Birlik bilincine sezgilerinize daha fazla güvenip, sezgilerinizle hareket etmeye başladığınızda geçiş yapıyorsunuz. 6. his dediğiniz şey budur. Zihin mükemmel bir işçidir. Ama onu patron yaparsanız hayatınızı kaosa çevirir. Sen şu anda bütün bunların pratiğini yapıyorsun. Kendi hayatını ve yaratım gücünü eline almayı dilemiştin. Bu zaten bu dünyaya geliş amacınız. Şu anda bu da doğal olarak gerçeğin oluyor.

– Özellikle bir partneri kaybettiğimizde acı çekiyor ve orada uzun uzun kalıyoruz. Neden?

Çünkü acıyı amacından farklı kulanıyorsunuz. Aslında acı sadece bir araç. Otomobillerinizde yol durumu ve dış şartlara göre vites modunu değiştirme özelliği bulunur (spor, uzun yol vs gibi) O günkü sürüş tercihinize göre şanzımanı ayarlarsınız. Kendi bedeninizi sürerken de aynı şeyi yapıyorsunuz. Bir duruma göre mod seçiyor ve sürüşe o modda devam ediyorsunuz. Eğer modların işlevini bilir ve doğru şartlarda doğru mod seçerseniz, sürüş kaliteniz ve keyfiniz artar. Acının işlevi size öğretilmediği için onu bir sürüş modu gibi kullanıyorsunuz. Oysaki o bir vites yükseltme geçiş noktası. Yani artık sürüşün başka bir moda geçmesi gerektiğini bildiren bir sinyal. Aradaki farkı algılayabiliyor musunuz? Bunu fark edebilirseniz acı sizi uygun moda/uygun vitese geçirir. Tabi sizin hayatınızın kendi sürücüsü olduğunuzu önce kabul ve fark etmeniz lazım. Sürücü koltuğunda hiçbir zaman sizden başkası olmadı ve olamaz.

Devamı gelecek..

Sevgiyle Yogini Hande,

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir