Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler “5” Kendinize Torpil Geçin!

Farkında olmadan başkaları ile empati kurup onların duygularını taşımaya başladığımız doğru mu? Sabah enerjim çok yüksekti. Ama şu anda (öğlen) sebepsiz yere enerjimi çok düşük hissediyorum. Başım ağrıyacak gibi. Eğer bu doğru ise herşeyi kendi merkezimizden yarattığımız inancım ile ters düşüyor da başkasının etkisinde olmak…

– Evrende herşeyin bir çekim alanı vardır. Ve herşeyin yeri, durumu ve başından geçenler buradan kaynaklanır. Yani kendi merkezinden. Gezegenler gibi düşün. Güneş sisteminizin bir arada akmasının sebebi gezegenlerin çekim gücüdür. Bedeniniz için de aynı şey geçerlidir. Tüm maddeler gibi bedeninizdeki hücre ve yapı taşlarını bir arada tutan şey birbirlerine uyguladıkları çekim kuvvetidir. Yani herşey merkezden başlar, oradan değiştirilebilir ama diğer herşeyle de doğal bir ilişki içindedir. Yakınlarınızdakilerin frekanslarından (titreşim seviyelerinden) etkilenmeniz bu nedenle mümkün ve doğaldır. Burada önemli olan şudur ki, karşında negatif (düşük) frekanslı biri varken senin kendi ayarlarını manuel olarak kontrol etmen gerekir. Ama bunun için dikkatini kendi duygularına ve kendi içine yöneltmiş olman gerekir. Oysa siz dikkatinizi dışarıya yönlendirmeye alışıksınız. Dışarının farkına varmak ve orayı keşfetmek kadar kendi iç dünyanıza mesai ayırabilseniz duygularınız, frekansınız, düşünceleriniz ve realiteniz çok değişir. Hatta siz kendinizi o kadar iyi hissetmeye ayarlayabilirsiniz ki karşınızdaki negatif insan farkına varmadan kendini size uyumlanmış bulur. Ve ortaya harika yeni bir senaryo çıkar. Diğerlerinin etkisi altında kalacağına inanmak “kurban” bilincinin bir uzantısıdır. Siz kendinizin farkında olduğunuz ve ne hissedeceğinizin kararını kendi elinizde tutacak kadar merkezinizde kalıp, gücünüzü kendi elinize aldığınızda bu konu kendiliğinden çözülür.

Buradaki bir yanılgı da başkalarını iyi hissettirmeye uğraşırken aslında kendi neşe ve coşkunuzdan olmanızdır. Birini inanmadığı birşeye ikna etmeye çalışmak kişinin kendisinde dönüp bakması gereken bir alışkanlığını gösterir. Kendini iyi hissetmek için başkalarının da senin gibi hissetmesi ya da düşünmesine ihtiyacın olduğunu gösterir. Konuyu bu tarafından al ve açık veya üstü kapalı olarak “Acaba ben başkalarını değiştirmeye çalışıyor muyum? sor kendine. Bunu yaparken enerjin (frekansın) düşmüş ve kendini yorgun hissetmeye başlamış olabilirsin. Senin yolun insanlara kendileri olabilecekleri alanı sağlamaktan geçiyor. Buna niyet ettin ve bunun pratiğini yapıyorsun. senin gibi çok insan var. Bu güzel bir seçim..

–  Sen benim iç sesim olduğun için kendime torpil geçip, kendi kendimi övüyormuş gibi hissettim :))

Eee öyle olduğunu varsayalım. Bu neden kötü olsun ki? Siz insanlar iç sesinizi, kalbinizin sesini bastırmaya, kendinizle ilgili iyi şeyleri masaya koyduğunuzda kendinizi kötü hissetmeniz gerekiyormuş, şımarıklık ediyormuş gibi hissetmeye garip bir alışkanlık edindiniz. Kendi kendini övmekten daha sağlıklı bir durum yoktur. Haydi şimdi başlayın. Gözlerinizi kapatıp, kendinizle ilgili güzel şeyler söylemeye başlayın. zihin hemen aksine gidebilir, dirence geçebilir (bu ne ya çok saçma diyebilir) sorun yok. İnatla güzel şeyler söylemeye devam ve birazdan gevşek bir gülümseme gelecek yüzünüze ve beden kimyanız değişmeye başlayarak, rahatlayacak. Aşık olduğunuzdaki gibi bir his. Hem de kendinize.. Bu hayattaki en güzel hislerden biridir…

Devam edecek…

Yogini Hande

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir