Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler 7 “Hiçbir şey tesadüf değil”

Hiçbirşeyin tesadüf olmamasından biraz bahsedebilir miyiz?

– Tabii ne öğrenmek istiyorsun?

Heh 🙂 Netlik önemli değil mi? Yani cevap almam için net olmam lazım. Oralarda işler böyle işliyor değil mi?

– Her yerde işler böyle işliyor. işlerin işleme haline direnç oluştuğu zaman kaos gibi görünmeye başlar.

Peki tam olarak ne söylemek istediğimi biraz daha spesifik olarak ifade etmeye çalışayım. Ben hiçbirşeyin tesadüf olmadığına inanıyorum. Bu benim mikro bakış açımdan gördüğüm. Makro açıdan nasıl oluyor da hiçbirşeyin rastlantısal olmadığı bir döngü hayatın spontaneliği ve sonsuz seçenekliliğinden bu kadar düzenli işliyor?

– Makroyu algılamak istiyorsan zihninin getirdiği sınırlı bakış açılarından öteye geçmelisin. Aslında herşey kendi içinde hem makro hem de mikro bir yapı oluşturur. Bedeniniz, içinizdeki hücreler açısından bakılırsa makro bir yapıdır. Ama evrenden (uzaydan) bedeninize doğru bakarsanız bedeniniz mikro bir yapı olarak ifade bulur. Yani herşey hem mikro hem makrodur. Her mikro sistem kendi oluşunda makro düzene katkı sağlar. Mikrodan makroya doğru işler/oluş sürer gider. Yani yaşamın kendiliğindenliğinde herşey o kadar sonsuz bir araya gelme ve olma halindedir ki, artık rastlantıdan söz edilemez. İki tane iç içe geçmiş sonsuz olasılık düşünün. Bu olasılıkların ortaya çıkışı rastlantı mıdır?

İç içe geçmişlik ilginç geldi. Yani herşey iç içe mi? (Zihin sıraya dizilmiş olarak algılamaya daha yatkındır)

– Evet herşey iç içe. Bu yüzden hiçbir şey birininden ayrı değil.

Bu kavramları günlük hayatın gündelik sorunları ile örtüştürmek biraz zor oluyor. Yani herşeyin iç içe olduğunu bilmek, yarın işe gidip çözmem gereken meselelere pek yardımcı olmuyor gibi..

– Nereden baktığına bağlı.. Öncelikle hayata ve yaşadığın deneyimlere “çözmen gereken sorunlar” bağlamında yaklaşırsan, gerçeğin bu olur. Kendi gerçeğinizi kendinizin yarattığına artık uyanıyorsunuz. Siz uyandıkça bunun kanıtları da realitenizde belirmeye başlıyor. Ama önce merkezin siz olduğunu anlamalısınız. Hayat size doğru olan birşey değildir. Sizden doğru olan birşeydir. Hem mikroya hem makroya doğru. Gün içinde yaşadıklarınıza kendinizi geliştirmek için bir deneyim fırsatı olarak anlam verebilirseniz işler kolaylaşır. Yani durumlar hakkındaki algınızı değiştirmek, zihinsel egzersizler yapmak çok işe yarar. Herşeyden önce hayatı kendiniz için keyifli hale getirmeye odaklanabilirseniz. o zaman realiteniz de buna hizmet edecek şekilde olulacaktır. Yaşamla kurduğunuz bağlara, daha doğrusu “bağlamlara” bakın…

Devam edecek..

Sevgiyle,

Yogini Hande

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir