Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler 10 “Bilgiyi Tescillemek!?”

(- Bu sohbet ben bir soru sormadan başladı.. Kalemi olduğu gibi teslim ettim, buyrun…)

– Bir bilgiyi tescilleyip onu sadece bir kişi ya da kuruma ait kıldığınızda (ki bu pratikte asla mümkün değildir ve bunu o bilgiden gelecek kazancın sadece hak sahibine ait kalması ve kontrol altında tutulması amacıyla yapıyorsunuz) kendi genişleme potansiyelinizi kendi kendinize sınırlıyorsunuz.

Eğer dünya gezegeni adına biri sizden telif hakkı isteseydi, hiçbiriniz, renkleri kullanabileceğiniz sanat eserleri, doğa resimleri ortaya çıkartmak istemezdiniz ve yaşam ne sıkıcı olurdu… Doğanın size sunduğu kaynaklar üzerinde, toprak üzerinde, su üzerinde hak iddia etmeye başladığınızda da dengeler bir şekilde bozulmaya başladı…

Gördüğünüz gibi herşey, bireysel çıkarlarınız doğrultusunda kazanç elde etmek, bunu kaybetmemek ve kontrol etmek ihtiyacınızdan geliyor. Siz bir bilgi edindiğinizde o bilgi sizinle bütünleşir. Sizin algınızdan geçtiği şekle girer (tezahür eder). Neticede bilgi de bir enerjisel titreşimdir. Sizden yine size has olarak çıkar ve sizinle rezonans halindeki canlılara ulaşır. Bu bilgi onlara ulaştığında da, aynı şekilde onların frekansı ile tezahür eder (yani onların anlayışı ile) ve yine onlara has bir hale gelip, onlar aracılığı ile ulaşabileceği kişilere iletilir. Böylece kimsenin taşıdığı bilgi, aslında bir diğerininki ile tıpa tıp aynı değildir. Kendi parmak izinizi tescilletmek gereği duydunuz mu hiç? İşte size gelen (kaynağı neresi olursa olsun) bir bilgi artık siz olur, sizin parmak iziniz gibi sizin bu dünyadaki bir ifadeniz olur. Ama siz aynılaşmaya, birbirinize daha çok benzemeye çalıştınız ve bunu birbirinizi “taklit etmek” diye ifade ederek aslında gerçekte tehdit olmayan bir durumu tehditmiş gibi yaşamaya başladınız. Bir düşünün; çocuğunuz resim yapmayı öğrenirken, bir resmin üzerine karbon kağıdı koyup çizgilerin üzerinden geçtiğinde ona kızıyor musunuz? Burada orijinal resmin sahibi çıkıp da “Benim resmimi taklit etti – ki aslında bu bir seviyede ilham almaktır – “Bu kopya resmi derhal yok etmeli, bunun için ceza ödemeli” dese çocuğunuzun gelişimini engellemiş olmaz mı? Dahası çocuğun yaptığı kopya, gerçek resmin değerini düşürüp ulaştığı kitleyi etkileyebilir onu beğenenleri çalabilir mi?  Bir kere; orijinal resmi yapanla, çocuğun resmini çizen arasındaki bilinç farkı bu iki eserin ulaşacağı kitleyi çok değiştirecektir. Basitçe, çocuğunuzun resmi, kendi ifadesi (çocukluğu) ile yalnızca çocuklara hitap edecektir. Düşünün ki; sizin taklit dediğiniz her iş arasında, o işleri ortaya çıkaranların bilinci ve frekansları kadar fark vardır ve ulaşacağı kitleler (az ya da çok) farklıdır. Siz hala kitlelerinizi cinsiyet, yaş ve ilgi alanlarına göre sınıflandırıyorsunuz. Oysa aynı yaş, cinsiyet ve ilgi alanlarına sahip insanların algıları ve frekansları arasında büyük farklar olabilir.

Bu şekilde davranmaya sizi, kendinizi birşeylerden korumanız gerektiği bilgisi itiyor. Oysa kendinizi hiçbirşeyden korumaya ihtiyacınız yok. Parmak izinizi korumaya/sakınmaya ihtiyacınız olmadığı gibi. Korumaya çalışmak yerine, potansiyellerinizi daha fazla ortaya çıkartmaya doğru yol almak çok daha zengin/bolluk içinde (hem manevi hem maddi) bir hayatın kapılarını açacaktır.

Burada bir de para ile ilgili bir açıklama yapmak istiyoruz. Paranın dolaşması ile ilgili herhangi bir sorun yoktur. Paranın dolaşması için ne kadar çok sebep yaratırsanız, o kadar zengin hissedersiniz. Siz paranın gelip mümkünün olduğunca siz de durması gerektiğine ya da size geldiği kanaldan başkasına ne kadar az akarsa o kadar zengin olacağınıza inanmaya başladınız. Para değiş tokuş edildiği sürece değerlidir. Tüm bu “bilgiyi kendine ait kılma ve kullanım haklarını kontrol etmeye çalışma” bilgiyi paylaşmaktan kazanılacağı hesaplanan para ve itibar ile ilgilidir.

Oysa gerçekte parayı getiren şey o kanalı açan bilgiyi (veya ürün, hizmet… vs her ne ise) ortaya çıkaran kişinin bu konudaki becerisi, yaratımı, frekansıdır. Dolayısıyla zaten o kişinin koruması gereken birşey yoktur. Kaynak kendisidir. Kendi yaratım gücünün farkına varan insan, hayatındaki kayıpları da kendi yarattığının farkına varacaktır. Başkasından ilham alınarak paylaşılan ya da geliştirilen bir bilginin, ilham alınan kaynağın ifadesi ile paylaşılması yerinde ve herkese haz verecek bir durum/biçim olmaz mı? Bir başkasına ilham olma hissi, o kişinin kendi yaratıcılığına giden yolunda bir açılım/vesile/kanal olma hissi dünyadaki en güzel hislerden biridir..

Devam edecek,

Sevgiyle,

Yogini Hande

“Yüksek Benlikle Sohbetler 10 “Bilgiyi Tescillemek!?”” için bir yanıt

Handecim güzel yazmışsın yine ama sana katılmadığım noktalar var, bilimin izinden ayrılmamak noktasında yine ayrıldık sanırım

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir