Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler 11 “Ticaret ve Para”

(Bu yazı biraz devamı niteliğinde başladığı için önce YBS 10’u okumanızı tavsiye ederim. İyi yolculuklar!

– Peki ya alım – satım? Yeni bir fikrim veya hizmetim veya ürünüm varsa para istemek yanlış mı? Kaynaklar “diğerkam hizmetten” bahsediyor. Yani karşılık beklemeden hizmet vermenin bilinç seviyesinin yüksek bir noktası olduğundan bahsediliyor. Ama düşününce sanki insanın ortaya çıkardığı bir hizmet ya da ürüne bir değer biçmesi gerekiyormuş gibi hissdiyorum. 

– “Bir değer biçmek gerekmesi” o şeyin zaten olduğu hali ile değersiz olduğuna, ancak siz bir değer biçtiğinizde değerli olacağı inancından gelir. Bir zamanlar tarihinizde bunu “köle” dediğiniz insanlara bile yaptınız ve bu normal karşılanıyordu. O insanların değerini yok sayıp, maddi bir değer atfedip ticarete konu yaptınız. O dönemde bunun normal ve doğru olduğu kabul ediliyordu. Bu durumların bilinç seviyesi ile ilgili olan kısmı şudur. Bilinç seviyesi yükseldikçe insan diğer şeylerin sadece varoldukları için değerli olduklarını (hatta bu değere paha biçilemeyeceğini) bilir. Sonuçta herşey evrenleri yaratan gücün bir parçası ve uzantısıdır. Hiç birşey ondan ayrı değildir. Parçaların işlevi farklı olabilir. Ama bu onların değeri ile ilgili değildir. Form olarak farklı olmak ve yaradılışa çeşitlilik kazandırmak için vardır herşey. Bir kaya parçası ile bir elmas parçası arasında evrensel anlamda bir değer farkı yoktur. Ama “ticaret” dediğiniz oyunda değerleri “parasal karşılığı” belirler. Parasal karşılığı neyin belirlediği ise tamamen farazi bir algı oluşturma durumudur. Bütün piyasalarınız ve alım satım hareketlerinizin yönünü, diğerlerinin alış mı yoksa satış mı yapacağı yönündeki algınız belirler. Bu algıyı da para kazanma ya da kaybetme kaygınız. Bu kaygınızı da bunun farkında olan bir kısım insan yönetir. Para icad edildiğinde sadece herkesin ihtiyacı olduğunu düşündüğü şeyi değiş tokuş edebilmesi için ortaya çıkmıştı ve harika bir hizmetkardı. Birşey aldığınızda karşılığında sizde olan, ama satıcının ihtiyacı olmayan birşey vermek yerine para verdiniz. Ve bu herkesin işini çözdü.  Ama siz parayı patron yaptınız ve siz onun hizmetkarı oldunuz. Bu para ile istediğiniz şeyi değiş tokuş etme realitesinden çok uzaklaştı. Para için fedakarlık etmeye, kendinizden, isteklerinizden, hayallerinizden ödün vermeye başladınız. Herhangi birşeye ihtiyacı olduğu inancı ile birşey yapmak zorunda hissetmek yüksek bilinç seviyelerinde desteklenmez. Burada daha önce bahsettiğimiz üzere kendinizi “iterek” bir yapma hali vardır. Oysaki eylemleriniz ve verdiğiniz kararlar kendinize iyi gelen hisleri izlemeye başlayabildikçe, kendinizi birşeylere, biryerlere çekiliyormuş hissiyle ortaya çıkacaktır. İkisi arasındaki farkı duyabiliyor musunuz?

Devam edecek..

Sevgiyle,

Yogini Hande

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir