Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler 15 “Ne istediğini bilmemek”

Bana lütfen söyler misiniz, ne istediğini bilmemek nasıl bir düşünce kalıbıdır Allah aşkına? İnsan ne istediğini nasıl bilemez? Ama bazen aynen böyle oluyor işte.. Bilmiyorum gibime geliyor..

–  Öncelikle herhangi birşeyi “bilmediğiniz” bir alan yoktur. Bu bilmemek, (fikir ya da bilgi ya da beceri anlamında) bir şeylerden eksikmişsiniz kafasından çıkın artık. Konu bilmek ya da bilmemek değil. Konu algıladığınız noktadan görebildiğiniz seçeneklerin hiçbirine doğru çekilmiyor gibi hissetmeniz. Ne yöne doğru gideceğiniz hakkında içinizde bir itici güç (ilham) oluşmadığında, buna “bilmemek” diyorsunuz. Sanki bir yerlerde bunu öğrenmiş olmalıydınız da, şimdi de o bilgiyle hareket ediyor olmalıymışsınız gibi.. Ama bunu yapmadığınız için birşeyleri beceremiyor ya da eksikmişsiniz gibi..

Ya aslında tam durduğunuz yer doğru yerse? Ya bugün, bu an harekete geçmemek doğru ise? Ya hayalinize sizi götürecek olan senaryo, henüz oturup da zihninizde oluşturduğunuz ihtimallerden biri değilse? Ya aslında olmak istediğiniz kişi olarak hissetmek için, önce durup kendi içinizde kendinizle hizalanmanız gerekiyorsa?

“Ne yapmak istediğini bilmemek” nasıl da güzel uydurulmuş bir kavram bakar mısınız.. Bir şeyi istediğinizde, bunu bilmemenin bir yolu yok. Şimdi başlasanız yapmak istediklerinizin listesi akşama kadar bitmez. Sizin sorununuz bunları şu anda yapmak istememeniz olabilir. E bu da çok normal değil mi? Her an bir şeyler istemek zorunda mısınız yani?

Artık bu hiçbir yere varmayan ve sırf kendinizle uğraşıp, meşgul gözükmek için tekrarlayıp durduğunuz ifadeyi lugatınızdan çıkartın. Çünkü siz ne istediğinizi biliyorsunuz. Öncelikle mutlu hissetmek istiyorsunuz. Mutlu, huzurlu, neşeli, keyifli, coşkulu, sağlıklı, bolluk ve bereket içinde hissetmek istiyorsunuz. Çünkü (çoğunuz) artık biliyorsunuz ki bunların 3D dünyada gerçeğiniz olabilmesi için, önce kendi  duygusal dünyanızda sizin bunlara sahip bir insan olmanız gerekiyor. İç dünyanızda mutlu iseniz, daha fazla mutluluk hissedeceğiniz deneyim yaşarsınız, olayları mutlu deneyimlersiniz. (Aşık olduğunuz ve kendi kendinize sırıtıp durduğunuz bir sabah, trafikte bir araçla çarpıştığınızda vereceğiniz tepki ile eşinizle kavga edip öfkeyle çıktığınızda aynı kazaya vereceğiniz tepki çok değişir ve bu da günün tüm geri kalan senaryosunu değiştirir) Böylece daha çok mutluluk ya da mutsuzluk yaratırsınız kendiniz için, biliyorsunuz.. Aynı bunun gibi iç dünyanızda zengin iseniz, daha fazla zenginlik deneyimleyeceksiniz, biliyorsunuz. İç dünyanızda başarılı iseniz, daha fazla başarı deneyimleyeceksiniz, biliyorsunuz. Kendiniz için bu dünyada kendinize dokunabilir iseniz, başkalarına da dokunabileceksiniz biliyorsunuz..

Kendi durağanlığınızda, kendi sessizliğinizde mutlusunuz diye kendinizi suçlu hissetmek de ne demek? 2150’de yaşıyor olsaydınız hiç de böyle hissetmeyecektiniz. Evet, bu yazı size anlamlı geliyorsa, siz içsel olarak 100 yıl ileride yaşıyorsunuz. Dünyanın o hale gelmesi için, birilerinin önden bu role girmesi gerekiyordu.. Ve siz bunu seçenler arasındasınız 🙂

O yüzden kendinize eziyet etmeyi bırakın. Bedeninizin tadını çıkarın. Hangi eylemler, hangi sohbetler, hangi kişiler, hangi filmler, hangi kitaplar, hangi hobiler, hangi işler iyi hissettiriyorsa, onlara doğru yönelin, onları seçin ve onlara odaklanın. O zaman kendiliğinden çoğalacaklar, onlardan daha fazla deneyimleyeceksiniz, göreceksiniz…

Zorunda hissettiğiniz şeyi yapmayı seçmeye o kadar alışıksınız ki; bir zorunluluk doğurup onunla varolduğunuz senelerce.. Artık zorunluluk diye birşey yok. Ölüp gideceğiniz ve her şeyi geride bırakacağınız bu geçici dünyada, ne zorunlu olabilir ki? Hayatın tadına hemen şimdi, nerede, ne yapıyor olursanız olun, derin bir nefes alarak varabilirsiniz. ve her nefesinizin bir mucize olduğunu hatırladığınızda, size nefes aldıran evrensel güç ile yeniden bağlantı kurduğunuzda, hayatınızın geri kalanında istediğiniz her şeyin mucizevi bir şekilde size geleceğinden emin olabilirsiniz.

Sevgiyle,

Yogini Hande

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir