Kategoriler
Kişisel

Yüksek Benlikle Sohbetler 14 “Anlıyorsun değil mi?”

-Anlıyorsun değil mi?

Evet anlıyorum.. 40 yaşında yeniden doğuyorum sanki.. Bundan önceki bütün bildiklerimi unutarak, beynimdeki tüm öğrenilmiş bilgileri kazıyarak.. Aslında dünyaya yeni geldiğimde beynimiz nasıl da hazırmış bütün bunları öğrenmeye. Çocukluğumuzdan beri kendimize baskı yaparak, fabrika ayarlarımızı değiştirmek için elimizden geleni yapmışız. Ne uğruna? Tabi ki çok değerli şeyler uğruna.. Hayatta kalmayı bir bilenden öğrenebilmek uğruna.. O bilen kişilerin takdirini kazanabilmek kendimize güvenebilmek adına. İlk önce ebeveynlerimizi biliyor sanmışız. Sonra öğretmenlerimizi. Sonra arkadaşlarımızı. Sonra toplumu. Sonra onlar bizim iç sesimiz olmuş, kendimizi biliyor sanmışız. Aslında onlar da kendi ebeveynlerinden öyle öğrenmişler. Sonra kendi öğretmenlerinden, sonra arkadaşlarından, sonra toplumlarından. Sonra onların da iç sesleri kendi ebeveynleri, öğretmenleri, arkadaşları ve toplumlarının söyledikleri olmuş ve kendilerini biliyor sanmışlar. Yani onlar da bizim gibi “sanmışlar”. Onlardan öncekiler de ve öncekiler de.. Böylece herkes kendi “sanrılarını” hakikat sanıp :)) kendinden sonra gelene aktarmış. Ben kendi adıma bir en son gelen olarak ne yapabilirdim ki? Gerçekten de biliyormuş gibi görünüyorlardı 🙂

Ama olmadı, olmadı, olmadı! Benden öncekiler kanalından gelen bilgiler beni bir türlü tatmin etmedi, etmedi, etmedi! Ben de kendi adıma, önce birşeyleri gözden kaçırıyor olduğum hissinin peşinden giderek neleri gözden kaçırdığımı anlamaya başladım. Bir son gelen olarak, kendimden sorakilere ne aktaracağımı bilinçli olarak seçmeyi istedim. Ve öğrendiklerimi değil keşfettiklerimi aktarmaya karar verdim. O yüzden bu okuduklarınız biraz aykırı, biraz delice, biraz saçma hissettiriyor. Çünkü beynimizin standart düşünme alışkanlıklarının dışında şeyler yazıyorum. Sadece yazmakla kalsam iyi, ben böyle yaşıyorum ayol :))

Tabi ilk motivasyon birilerine ne aktaracağım değildi. İnsan bilmediği şeyi bilmediğini anladığında büyük bir karanlık aydınlanmaya başlıyor. İlk motivasyon kendime aktarılan bilgiyi ve geldiği kanalı değiştirebilmek oldu. Yani ebeveynler, öğretmenler, arkadaşlar ve toplum kanalı itinayla kapatıldı. Çünkü bilginin geldiği kanalı seçersem o zaman bilincimi istediğim yönde harekete geçirebilirdim. Evet doğru duydunuz “bilmediğimizi bilmediğimiz bir alan var” ve orada müthiş bir keşif sahası bizleri bekliyor.  Farkındalık alanımızla ilgili bir arkadaşım bana harika bir bilgi vermişti. 4 temel alan var.

  1. Bildiğini bildiğin (Mesela Türkçe konuşmak. 4 işlem yapmak. “Bunları bildiğini bildiğin” bir alandasın)
  2. Bildiğini bilmediğin (Mesela iyi resim yeteneğin var, ama kalemi eline alana kadar farkında değildin.)
  3. Bilmediğini bildiğin (Mesela İspanyolca bilmiyorsan bunun farkındasın. Yani “ne bilmediğini bildiğin” alandasın)
  4. Bilmediğini bilmediğin (İşte burası tam bir kör nokta, karanlık oda. Yok hükmünde. Öyle bir alan ki bilmediğini bile bilmiyorsun. O zaman burada farkındalığın hiç yok. Yani sayı değeri “0”.

Bak bakalım hangi bilgi senin için bu alanlardan hangisinde duruyor? Senin bilincin bu alanlardan hangisinde daha yoğun yaşıyor?

O yüzden şimdi neden yeniden doğuyormuş gibi hissettiğimi, belki pek çok kişinin benzer durumlarda bulduları gündelik çözümlerle bir türlü harekete geçemediğimi, bildiğim cevaplarla ezbere günlere uyanmayı reddedip, çok riskli görünse de her olayda kendimin yeni bir parçasını deneyimlemeyi.. Kendime açıklayabiliyorum. Yani bir çocuk gibi gerçekten.. Herşeyi yeniden öğrenen..

Ve size büyük ihtimalle çoğu kişinin bilmediğini bilmediği bir bilgi vereyim mi? Hayatı her an kendiniz yaratıyorsunuz. Herşeyi ama herşeyi kendiniz yarattınız ve her an yaratmaya devam ediyorsunuz. Farkında olanlar hayatlarını bilinçli olarak kontrol edebilmeye ya da en azından bunun üzerinde çalışmaya başladı bile.. Yani başında söylediğim gibi. Artık anlıyorum.. Ve biliyorum benim gibi anlayan çok kişi var. Her gün daha da çok..

Sevgiyle,

Yogini Hande

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir